bootstrap table

Ankara Kitap Fuarları



Çay İçmenin Ayrıcalığını Ayrımsayabilmek

Hemen kalenin dibi, Safa Sokağı, 6 numara: Erzurum Dadaş Turistlik Çayevi. Eski bir taş bina ile sokağın karşılıklı iki köşesine yerleşmişler. Daracık asfalt yolu aşağıya doğru meyilli. 

Küçük kare bir sehpanın çevresine oturuyoruz, hasır oturaklara. Sehpanın üzerindeki camın altı - müşterilerce konmuş olmalı - bozuk paralar ve kartvizitlerle dolu. Sırtımızı bir duvar halısına veriyoruz. 30'lu yaşlarını sürenlerin çocukluklarında benzeri duvar halıları vardır: Bir ev içine götürüyor bizi, bir kadın ortada oynarken, kimileri söyleşiyor, kimileri fal bakıyor.

Çay içmenin ayrıcalığını ayrımsayabilmek için belki de buraya gelmelisiniz. Hasan Tüsik çayın sırrını vermeyecektir size: "Açıklama yok" derken pek keyifli olduğunu düşüneceksiniz. Dadaş Hasan 60 yaşlarında. " 40 yıldır bu muhitteyim" diyor. Siyah kumaş pantolonu, siyah yeleği, beyaz gömleği, beyaz karelİ siyah kravatı ve siyah ayakkabılarıyla şıklığını hiç yitirmiyor. Saçları bile simsiyah(!) Köstekli saati de eksik değil. "Şıksın bugün" diyen müşterisine, kendinden emin bir edayla: " Yoo, aynı." yanıtını veriyor. Asaf Koçak'ın karakalemle çizdiği Dadaş Hasan'ın resmi çarpıyor gözümüze: " Bunu yaptıktan sonra onu yaktılar" diyor . Resmin üzerindeki tarih 1.06.1992 

Pazar akşamüstünün sessizliğini bir türkü bozuyor: "Emine'm Emine'm köyümün güzeli / Dağlara gel Emine'm / Yeşillenmiş dağlar beyazlar giy Emine'm" 

Kapalı da olsa yan dükkanlardan baharat kokuları ulaşıyor burnumuza.

"Burayı seviyorum. Zaman öldürmek için gelinen bir yer değil, zaman ayırıyorum. Burada kendimi iyi hissediyorum." diyen Nilay eski bir defterden sesleniyor bize. Burada anılarla dolu bir sürü defterle karşılaşıyoruz. 8 yıl önce Amerika Büyükelçiliğinde çalışan bir tanıdığı "Hasan Ağa'ya ufak bir hatıra " diyerek bir defter armağan ediyor. Şimdi sayıları onu aşmış defterlerin öyküsü böyle başlıyor. Dadaş Çayevi'ne gelip gidenler için nasıl da özel bir anlam kazanmış bu defterler!

"Yıllardır Ankara'da ilk defa huzurlu bir yerdeyim. Burası huzur. Burası Ankara'nın en güzel yeri. Yaşasın. Hakan'layım ve bana bu güzelliği verdiği için daha da bağlıyım. Hasan Amca'ya teşekkürler." (Bike)
"Ben Ahmet 6 yaşın bayım AnkaraYı çok seviyorum Büyüdüm zaman Buraya tekrar geliceğim ve o zaman iyi bir kariyerim olacak. Bütün düşkün insanlara yardım ediceyim. Dadaş amcanın çayını da içmeyi unutmayacayım. "

Az sonra ineceğiz Samanpazarı'na. Orada Ankara tüm karmaşası ile kuşatacak bizleri. Yarım saat de olsa soluklandık ya... 

Bizden boşalan yerleri hemen iki genç alıyor.

Dadaş Hasan sokağın köşesinde durmuş, uzaklara bakarak sigara içiyor.

 

Sevda Müjgan Yüksel, abece Dergisi, Mart 2002


© sevdamujganyuksel 2017  - Her hakkı saklıdır.