website builder

Ankara Kitap Fuarları

Cahit Külebi Aramızdadır

1.
Gözleimi daha çok kendi içime çevirdiğim, arkadaş yoksulu olduğum lise yıllarımda bir gün elime bir kitap geçti. Boyutları öbür kitaplardan daha küçük ve ince bir şiir kitabıydı bu: Yeşeren Otlar. Bu, benim Varlık Cep Kitaplarıyla da ilk tanışmamdı. (Sonrasında bu kitap, beni başka Varlık Cep Kitaplarına götürecekti.) Babamı kitap okurken hiç görmemiştim. Yeşeren Otlar, annemin olmalıydı. Annemi birkaç yıl önce yitirdiğimiz için bunu ona sorma şansım yoktu. 

Edebiyat öğretmenimiz bize ezberden şiirler okurdu. “Belleğinizde hiç olmazsa birkaç şiir olmalı her zaman.” derdi. 

Benim belleğim şiirden yana yok yoksuldu. Hemen ezberlemeye durdum Yeşeren Otlar’ın içindeki şiirleri. 
Bana nasıl da yakındı bu dizeler! 

Hep ikinci kişilerle yaşadığım o günlerde ben de birçok kereler “Gel konuşalım biraz” diyordum onlara. Benim ikinci kişilerimle şairinkiler ayrıydı ancak onlar da “ikinci kişi”ydi. Hep bırakıp gidiyorlardı beni. Her gece gökte küçük bir yıldız, seninleyim diyerek bana da el ediyordu. Ne onun uzaklığı azalıyordu, ne benim içimdeki kederler. Ben de var olmayan sevgilim üzerine şairinkine benzer düşler kuruyordum. Onunla el ele, deniz boyunca, tasalardan uzak, bir çift yıldız gibi kayarak, küçüle küçüle uzaklaşıyorduk. Türküler söylüyorduk. Kimi zaman da caddelerde baş başa yürüyorduk sevgilimle, ama gelip geçenler bunu bilmediklerinden, bu kız tek başına yağmur altında ne geziyor, diye düşünüyorlardı. Karanlık kış günleri, akşamüstleri dost diye sokaklarda kendimi arıyordum. Mahzunsam mahzunluğum benimdi. Kime ne idi benim mahzunluğumdan? Bilmesindi kimse hikâyemi, öyle yaşayıp gidiyordum.  

Şiirler dünyamı doldurdular da Cahit Külebi adı belki gözüme bile ilişmedi. İliştiyse de durup düşünmedim üzerinde. O, benim hiç olamayacağım bir yerlerdeydi ancak şiirleri elimin altındaydı. Gerçek olan şiirlerdi.

2. 
Eğitim Fakültesi son sınıftayım. Staj yapıyoruz. Bir aylık stajımızın sonunda bize de bir ders ayrılacak, o gün öğretmen biz olacağız. Rehber öğretmenimiz, ders kitabından istediğimiz bir parçaya hazırlanabileceğimizi söylüyor. Bu, benim de lisede okuduğum edebiyat kitabıydı. “Hikaye” adlı şiir lise yıllarından mı kalmıştı belleğimde, yoksa o an mı çekmişti dikkatimi, bilmiyorum, o şiiri hazırlayacaktım. O yıllarda çok değer verdiğim bir edebiyat öğretmeni ablam vardı, birlikte kafa yorduk “Hikâye” üzerine. Kılı kırk yararak sıktım onu, neden bu kadar telaşlandığımı anlamadı sanki. 


“Arkadaşlar, bugün Cahit Külebi’den bir şiir okuyacağız” diyerek adım attım ben öğretmenliğe. 

3.
Tokat’a girerken her tarafı yeşil, derin bir vadi var mıdır hâlâ, ben gördüm mü onu, şu an anımsamıyorum. Tokat’a girerken Cahit Külebi’yi düşündüm. İçi Sevda Dolu Yolculuk’u yeni okumuştum. Cahit Külebi artık benim hiç olamayacağım yerlerde değildi. Ben onun memleketinde öğretmendim. Onun geçtiği yerlerden geçiyor, onun gördüklerini görüyordum. 

Belki bir gün ben de soracaktım Çamlıbel’den Tokat’a doğru tozlu yolların aktığı ırmağa: “Ben seni çoktan unuttum/ Sen de unuttun mu, dön geri bak”

4.
Ankara’da Şehit Ersan Caddesinde bir adres arıyorum. Önünde durduğum apartmanın kapı zillerinin üzerindeki adları okuyorum. Bana verilen adrese göre aradığım kişi bu apartmanda oturuyor olmalıydı. 

Zilin birinin üzerinde ”Cahit Külebi” yazıyor.  
Bir kez daha buluşuyorduk Cahit Külebi’yle. 

Birçok yerde, birçok evde yaşamımızı bıraka bıraka geçip gitmiyor muyuz? Bu apartman katının Külebi’nin ömrünün ne kadarına tanık olduğunu bilmiyorum, bildiğim son durağıydı onun. Evin müzeye dönüştürüldüğünü söylüyorlar ancak henüz ziyaretçilere açık değildir. Ziyaretçi... Hiç olmazsa bir ziyaretçi olarak onun dünyasında yer almak istiyorum. Oturduğu koltuk, şiirlerini yazdığı masa, okuduğu kitaplar, kullandığı daktilo... Bir şairden geriye ne kalır? “Hepiniz öleceksiniz” diye başlıyordu “Ölümlü İnsanlar İçin” adını verdiği şiiri. Hepimiz öleceğiz! Külebi’nin ölümünün üzerinden beş yıl geçti. Sonra on yıl geçecek, on beş, yirmi... Ne anlatır yıllar? 

Cahit Külebi’nin şiirleri var olduğu sürece ölüm yalan olacak.Cahit Külebi için ölüm yalan... 

Genç kızım, şiirler ezberlemeye dur. Öğretmenim, uzak bir köyde, kuşlar gibi her sabah sana uçan çocuklarını beklerken yalnız olmadığını bil. Delikanlım, çocuğum, kadınım, erkeğim... Hepimizin bir şiiri vardır. Şairler bunun için mutludur. Mutlu kalırlar.

Cahit Külebi, mutlu bir yüzle hep aramızdadır.

Sevda Müjgan Yüksel
abece Dergisi, Haziran 2002

© sevdamujganyuksel 2017  - Her hakkı saklıdır.