bootstrap themes




Sevda Yüksel'den "Ne Yazsam Eksik"

Ümit Tarı

1970'li yıllarda öğretmen okulu öğrencisiyken Türkçe öğretmenimiz aracılığıyla bir kitapla tanışmıştık: "Öğretmen Şairler Antolojisi". İbrahim Zeki Burdurlu'nun hazırladığı bu yapıtta tarihsel bir düzenlemeyle şair olarak tanıdığımız pek çok ad yer alıyordu. Kitabın hepimizde yarattığı ortak duygu "sevinç"ti. Bir öğretmen adayı için apayrı anlamlar içeren bir sevinç... 

Sevda Yüksel'in "Ne Yazsam Eksik" adını taşıyan yaşamöyküsü türündeki yapıtını görünce o eski duygum uyanıverdi. Yapıtta yer alan adlar "öğretmen"di, "öğretmenlerimiz"di. Kitabı okuyup bitirdiğimde sevincin önüne başka duygular geçti; ama ortak payda öğretmenlik, yerli yerinde duruyordu. 

1965 Samsun doğumlu Sevda Yüksel de öğretmen. Eğitimini 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim FakültesimTürk Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamlamış. Öğretmenlik görevini şu anda İstanbul'da sürdürüyor. Daha önce yayımlanan yapıtları "Ankara'da Kar Yok", "Ankara'da Sanata ve Eğitime Adanan Yaşamlar", "Revenge Adlı Çiçek".

On altı şair ve yazarın yer aldığı "Ne Yazsam eksik", Kasım 2008'de Ankara'da Öğretmen Dünyası tarafından basılmış. Yapıtta yaşamöykülerinden kesitler verilen Talip Apaydın, Vecihi Timuroğlu, Ali Yüce, Mahmut Makal, Muzaffer İzgü, Adnan Binyazar, Hasan Kıyafet, İncila Çalışkan, Ahmet Özer, Kemal Ateş, Feyza Hepçilingirler, Gülsüm Cengiz, Lütfiye Aydın, Hicri İzgören, Necdet Neydim, Münevver Oğan karşımıza çıkıyor. Düzenlemenin doğum tarihlerine göre yapılması, yıllar içinde aydın, sanatçı ve öğretmenler açısından nelerin ne denli değiştiğini, nelerinse hiç değişmediğini farklı noktalardan ele alma fırsatı veriyor bize. Onlarca soruya kapı aralayan bilinçli bir ayrıntı seçimiyle yüz yüze olmanın önemini duyumsuyorsunuz. 

İşte bunlardan biri: 

"Tokat valisi karşısındaki adama öfkeli gözlerle bakar: "Sen öğretmen misin, yazar mısın?"

Genç adama, valinin kendisini çağırdığını söylediklerinde o, bu çağrıya vali, idari amiri olduğu için uymak zorunda kalmıştır. Bu nedenle "Öğretmenim." diye yanıtlar soruyu. Valinin de beklediği yanıt budur. Sesini biraz daha yükseltir: "O halde yazmayacaksın! Kalemini kırarım senin!"

Yıl 1954'tür. O genç adamı, Talip Apaydın'ı, o güne kadar da, sonrasında da hiçbir güç yolundan döndüremez. Yaşamda onun payına hep savaşmak düşecekse o, bunu yapacaktır."

Savaşmak, Talip Apaydın'ın da, diğer sanatçılarımızın da en önemli niteliğidir. "Korku tanımaz, tertemiz bir yürekle bakıyoruz dünyaya"dizesi hepsi için söylenmiş gibidir. Türlü yokluklar, yoksunluklar içinden geçmek, yaşamım soğuk yüzüyle çocuk yaşında tanışmak, didiyle tırnağıyla didinerek doğrularından ödün vermeden ilerlemek, yetişmesinde emeği olan insanları asla unutmamak, toplumsal duyarlıkla görevini yaparken sorumluluklarının bilincinde davranmak, insanı-insanlığı sevmek ve onun için üretmek... onları buluşturan diğer niteliklerinden.

Sevda Yüksel, tüm bu noktalara açık ya da örtülü dikkat çekmek isterken gözden kaçırılmaması gereken önemli sorunların da altını çiziyor. Mahmut Makal'la aynı kentte yaşayan bir edebiyat öğretmeninin "Mahmut Makal kim" sorusu ve lise mezunu iki öğrencinin "Cahit Külebi öldü." haberi üzerine bu adı hiç duymadıklarını söylemeleri altı çizilenlerden. Yorum, okuyucunun. Bu, günümüze ilişkin. Bir de Feyza Hepçilingirler'in İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne başladığı yıllara uzanarak Prof. Mehmet Kaplan'ın sözlerine göz atalım: "Buraya yazar ya da şair olmak için geldiyseniz boşuna geldiniz. Kimse sizden bir şey yazmanızı beklemiyor. Bütün güzel şeyler yazılmıştır; siz düşen yalnızca bunları incelemek." Yorum yine okuyucunun. 

Çoğu "Öğretmen Dünyası"nda yayımlanan bu yazılarda anlatılan değerlerimizden, onların yaşamından öğreneceğimiz çok şey var. Nazım Mutlu, yapıtın önsözünde bu konuya da değiniyor: "... Okumanın, yazmanın Anadolu insanına aydınlığı taşımanın büyük suç sayıldığı, büyük suçların da yıllarca sürgünlere, kıyımlara, hapislere uğratıldığı yıllarda elbette başı dik duranların harcıdır örnek yaşamlar bırakmak. Bunları genç kuşakların, özellikle genç öğretemenlerin bilmesinde sonsuz yarar var. Hem işin kolayına kaçmamak, hem de ışığı büyütmek istiyorsak önce yüreği büyütmek gerektiğini öğrenmek için..." 

"Yüreğini ışığı büyüten" tüm yazın emekçilerine, "toplumun dirençli kardelenleri"ne selam olsun!

Kıyı Dergisi, Mayıs\Haziran 2009

© sevdamujganyuksel 2017  - Her hakkı saklıdır.