web page builder software

Sevda Müjgan Yüksel
1965 yılında Samsun'da dünyaya geldi. 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümünü bitirdi. Yüksek lisansını Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünde "Çocuk ve Gençlik Edebiyatında Çocuk ve Gençlik Sorunları Ekseninde Miyase Sertbarut'un Yapıtları" konulu teziyle tamamladı. Gaziantep'te başlayan öğretmenlik görevi Tokat, Bartın, Ankara ve İstanbul'da 28 yıl sürdü.
İlk kitabı 1996 yılında yayımlandı: Ankara'da Kar Yok.
Bugüne kadar okurlarla 50'ye yakın kitabı buluştu.
Çağdaş Drama Derneği'nin  Drama Liderliği Sertifika Programına ve Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümüne devam eden yazar, İstanbul'da yaşıyor ve çalışmalarını sürdürüyor.

Güler Yüzlü Yaşam Öyküsü

Samsun'da dünyaya geldim. Samsun, "denizin her yerden gülümsediğibir kent"ti.

Bozkurt İlkokulunu bitirdim.

"Çalışkanlık" öğrenciliğim boyunca kurtulamadığım bir virüs oldu. Ben hep "çalşkan" bir öğrenci oldum.  Oysa bu virüs beynime yayıldıkça beni yaşamdan soyutladı. Okullar insanı yaşama hazırlamıyordu, beni yaşamın "beceriksiz"i kıldı. Sınavların öncesinde kafama doldurduklarımı, sınav sonrasında kafamdan atacağımı düşünmek çok rahatlatıcıydı. 
Ders kitabı dışında bana ait ilk kitaba da ilkokulda sahip oldum: İncili Terlik (Kemalettin Tuğcu) Bu kitabı bana kimin, niçin aldığını anımsamıyorum. Ancak yeni yıla girerken sınıfça birbirimize armağanlar alırdık. Bunun için aramızda çekilişler yapardık. Belki de böyle bir yeni yıl armağanıydı. 
Bu arada sınıfın en yakışıklı ve çalışkan çocuğuna da aşık odum. Ben de sınıfın en güzel ve çalışkan kızı değil miydim? Çalışkan olduğumu biliyordum da güzel olduğumu (!) o yıllarda hiç öğrenemedim. Ama şimdi biliyorum. Bütün çocuklar çok güzeldir, ben de çok güzeldim.

Mithatpaşa Ortaokulunu bitirdim.

Ortaokulda kitapları keşfettim. Sınıf arkadaşlarımla kitap değiş tokuşları yaptık. Biz okumayı seven çocuklardık. Reşat Nuri Güntekin, Hüseyin Rahmi Gürpınar severek okuduğum yazarlardı. Yanı sıra Barbara Cartland'ın aşk romanlarını, Mayk Hammer'in polisiye maceralarını da okudum ve sevdim.
Bu arada aşık olmadan olmazdı. Bu kez başka bir sınıfta okuyan bir çocuğu koydum gönlüme. Bakışmaktan öteye geçemeyen "büyük" bir aşk yaşadık onunla! Mutluydum.

Mobirise

Mithatpaşa Kız Lisesini bitirdim.

Ortaokulda günlük tutardım ama yazmayı gerçek anlamıyla keşfetmem lisede oldu. Yazar olmak, düşlerimi süslemeye başladı.

İlk yazım, bir gazetenin ekinde yayımlandığında lise öğrencisiydim: Yapayalnız biri. (Bu arada itiraf edeyim, o "yapayalnız biri" bendim. Ergenlik işte diyeceğim ama o duygu beni hiç terk etmedi. Önceleri kurtulmak için epey uğraştığım, şimdilerde barışık olduğum bir duygudur.)

Lise Orhan Kemal, sevdiğim yazarlar listesinde ilk sıraya yerleşti. Peyami Safa epey doldurdu dünyamı. Muazzez Tahsin Berkant'ı, Kerime Nadir'i de okudum elbette.

İl Halk Kütüphanesi okulumuzun karşısındaydı. Üye olduğum ilk kütüphanedir. 

Okulumuza yakın bir kitapçının vitrini önünde sık sık durur oldum. Harçlıklarımdan artırdıklarım, bir kitabı karşılar düzeye geldikçe kitaplar satın almaya başladı. Aldığım ilk kitabın kapağında kendime benzettiğim genç bir kızın resmi vardı. Kitabın adı da "Bir Genç Kız Yetişiyor" idi. Benim gibi. 

İlk kitaplığımı da lisede yarattım. Yarattım diyorum çünkü evimiz bir kitaplıkla tanışmaktan uzak bir evdi. Ama bende çözüm çoktu. Oda kapısının üstündeki boşluğa dizdim kitaplarımı. O, dünyanın en güzelkitaplığı oldu. 

Kız lisesinde okuduğum için artık aşık olmak konusunda ilk ya da ortaokuldaki kadar şanslı (!) değildim. Aşık olmadan geçilebilecek yaşlarda henüz olmadığım için ben de o günlerin romantik şarkıcısı İlhan İrem'e aşık oldum. Yüreğime iyi geldi.
 

Mobirise

Samsun 1940
Celal dede, Hanife anneanne, Müjgan anne

Dedemi hiç görmedim. Anneannem ise 8. sınıfa başladığım yıl kaybettim.

Samsun, 1950'li yıllar

Çocukluğumda adı Almanya'yla özdeşleşen dayım da yitirilenler arasına karıştı. 

"Her ölüm, erken ölümdür." (Cemal Süreya)

Samsun, 1960'lı yıllar
Sevim abla, Akın kardeş

Ablam, ardında yalnızca anılarını bırakarak aramızdan erken ayrıldı.

"İnsanın kaderi alnında değil, çocukluğunda yazılıdır." (Kemal Ateş)

Samsun, 1970'li yıllar
Sevda, Akın ve Engin kardeşler

"Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk/Hiçbir yere gitmiyor." (Edip Cansever)

Samsun, 60'lı - 70'li yıllar

Liseye başladığım yıl annemi, henüz 39 yaşındayken böbrek yetmezliğinden yitirdim. Ruhumda derin bir yara açıldı. Bir daha da kapanmadı.
Adıma eklediğim (Müjgan) annemin adıdır. Avuntumdur.



Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümünü bitirdim. 

Üniversitede kitap okumak benim için "soluk alıp vermek" gibi oldu. Rus edebiyatını orada elbette öğretmenlerimle değil, arkadaşlarımla keşfettim. Hâlâ üzerine başka edebiyat tanımam. Yaşar Kemal'i, Nazım Hikmet'i, Sabahattin Ali'yi, Sevgi Soysal'ı üniversitede sevdim. Sait Faik'in biraz daha beklemesi gerekti. 

Öğretmen olmak, düşlerimin arasında değildi ancak yazar olacaksam edebiyat eğitimi almak doğrudur, bana destek olur diye düşündüm. Edebiyat eğitimi almak yanlış değildi ancak "öğretmenlik" zaman zaman yaşamımı daralttı, yazarlığımı köstekledi. Yüzmeyi hiçbir zaman doğru dürüst beceremediğim düşünülürse  "öğretmenlik denizi"nde boğulma tehlikeleri atlatıp durdum. Belki de boğulmama ramak kalan her an kurtulmak için yeni bir yere attım kendimi. Öğretmenlik yaptığım 28 yıla beş kent (Gaziantep, Tokat, Bartın, Ankara, İstanbul), ortaokuldan üniversiteye, dershaneler de dahil 20 eğitim kurumu tıkış tıkış girdi. "Yapacak çok işim var." duygusu o günlerden mirastır. Hâlâ uyku gözlerimden akmadan yatmayı bilmem.  

Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünde Yeni Türk Edebiyatı dalında yüksek lisans yaptım.

Yarım kalan işler, insanın önüne olur olmaz yerlerde çıkıverir. Önünü kesmek gerekir, dedim ve Samsun'da başlayıp yarım bıraktığım yüksek lisans öğrenimimi "Çocuk ve Gençlik Sorunları Ekseninde Miyase Sertbarut'un Yapıtları" konulu tezle tamamladım. (2014)




Yaşamı Güzelleştiren İşler

"Yaşamı güzelleştiren işler" olmadan bir ömrün geçmesi zordu. "Yaşamı güzelleştiren işler" bulmakta hiç zorlanmadım.

Sıkı bir dergi okuru oldum. Dergilerde sürekli yazdım. Dergilerin mutfağında bulunmaktan da mutlu oldum. Öğretmen Dünyası ve abece dergileri emek verdiğim dergilerdir.

Gönlüme düşen asıl tutku "öykü"den yanaydı. Bana elini uzatan ilk yazar Burhan Günel oldu. Işıklar içinde yatsın. İlk öykülerim "Karşı " dergisinde yayımlandığı gibi ilk kitabım da Karşı Yayınları'ndan çıktı: Ankara'da kar Yok (1996)

"Yaşamı güzelleştiren işler" arasına fotoğraf da girmekte gecikmedi. Elim aylık görmeye başlar başlamaz kendime hemen bir daktilo bir de fotoğraf makinesi aldım. Artık sayısını anımsamadığım kadar çok fotoğraf derneğinin, kurumunun kapısını aşındırdıktan sonra şu sıra Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümünde öğrenciyim.

Katıldığım yaratıcı drama atölyelerinde baktım liderler ve katılımcılar pek güzel insanlar. "Güzel insan" olmakla "yaratıcı drama" yapmak arasındaki ilişkiyi keşfedince "yaşamı güzelleştiren işler" arasına "yaratıcı darma"yı da almam şart oldu. Yaratıcı Okuma Atölyelerimin yolunu "İstanbul Çağdaş Drama Derneği"nde açmaya durdum. Drama Liderliği Programı'na devam ediyorum.

Şimdi

"Denizin her yerden gülümsediği bir kent"te başlayan yaşam yolcuuğum, yine denizin gülümsemelerine tanık olduğum bir başka kentte (İstanbul) sürüyor. Yine yapmayı istediklerim/düşlediklerim/zorunda olduklarım aklıma da yaşamıma da sığmıyor.

© sevdamujganyuksel 2017  - Her hakkı saklıdır.